Flamboyant Striker!

‘Her şeyden bir parça’ Kategorisi için Arşiv

Pivot Santrafor

Yazan: flamboyantstriker Ekim 24, 2008

Blogun hücum gücüne “Hakan Şükür tipi çağdaş santrafor” ekledik. Yazılarıyla bize güzel zaman geçirteceğinden hiç şüphem yok. Hoş geldin ve kolay gelsin diyorum kendisine. Galatasaraylı olduğu için de en yakın zamanda blogu elden geçirmek gerekiyor. :)

Yazı kategorisi: Her şeyden bir parça | » yorum bırak;

Burlarda bi’ yerdeydi ama…

Yazan: flamboyantstriker Eylül 13, 2008

Yazı kategorisi: Her şeyden bir parça | » yorum bırak;

Akıl Fikir

Yazan: flamboyantstriker Eylül 13, 2008

Yazı kategorisi: Her şeyden bir parça | » yorum bırak;

Senden Benden Bizden

Yazan: flamboyantstriker Ağustos 26, 2008

  • Şu staj denen merete hala ısınamadım. Bu hafta hayırlısıyla 4. haftayı bitiriyorum. Kalıyor 2 hafta. Geçer mi? Geçmez. Hele ramazanda geçer mi? Hiç geçmez!
  • Sağlık problemlerimiz de var efendim. Mideyi aldırmayı düşünüyorum. Bu kadar ağrı, bu kadar bulantı nedendir? Her türlü kocakarı ilacına açığım. :)
  • Midemdeki ağrı Gaziantepspor maçında tavan yaptı. Geçen seneki İ.B.B. maçından sonra hastaneye zor atmıştım kendimi. Partizan maçında, Allah korusun, kötü bir sonuç alırsak, gideceğim yer orasıdır. Şimdiden rezervasyonumu yaptırdım. Hiç olmadı seve seve iptal ettiririz canım, mesele değil.
  • Galatasaray camiasını transfer politikasından dolayı tebrik ediyorum.
  • Kısa kısa yazıyorum. Uzunları staj bitince… Bıktım yahu!

Yazı kategorisi: Her şeyden bir parça | 2 Yorum »

Staj!

Yazan: flamboyantstriker Ağustos 18, 2008

Birazdan okuyacağınız satırlar bu sıcakta döküm stajı yapan Flamboyant Striker’ın isyanıdır.

Bu staj denilen şey, ne sıkıcı ne gereksiz bir şeymiş de ben bilmiyormuşum. Bu sıcaklarda hele olmaz olsun. Sabah saat 8 de git, akşam 5 buçukta çık eve gel. Bildiğin mesai… Ne gereği var yahu?
Toplam 30 iş günü staj yapmak durumunda bırakıyor bizi sevgili okullarımız. Ben henüz 10 gününü bitirdim. Buna rağmen şimdiden isyan ediyorum. Arada sırada bir işin ucundan tutuyoruz, zaman geçiyor. Geri kalan zamanlarda da otur otur patlıyorum. İş yapılan zamanda da terden göz gözü görmüyor. Havaların durumu malum, fabrikanın durumu malum…
Allah stajda olan tüm kardeşlerime sabır versin. Ha bu arada stajın bir kısmı da ramazan ayına denk geliyor. Bol bol ya sabır çekeceğim anlaşılan.

Yazı kategorisi: Her şeyden bir parça | » yorum bırak;

Formalar

Yazan: flamboyantstriker Temmuz 25, 2008


Mağlumunuz bu günlerde Cristiano Ronaldo’nun Real Madrid’e gitme durumu herkes tarafından konuşuluyor. Bir yanda Ronaldo için ‘Köle’ diyenler, diğer tarafta bu işin profesyonellik kisvesi altına rahatlıkla sığacağına inananlar…

Artık transferlerde kulaklarımıza inananmayacağımız kadar büyük rakamlar dönüyor. Ülkemizdeki son örneği Güiza. Bu fiyatların en önemli sebeplerinden biri de futbolcuların çok fazla öne çıkması. Bilgiye erişimin bu kadar kolay olmasıyla tabii ki herkes futbolcuları tanıyacaktır. Tanımalıdır da… Bahsetmek istediğim bu değil. Takımların önüne geçen veya geçirilen futbolcular.

Futbol bir takım oyunudur ve takımlar 1 kişiden oluşmaz. Sahaya 11 kişi çıkar ve futbolunu oynar. Zaten takım olamayan kulüplerde başarıyı yakalamak hayli zordur.

Bu 11 adam sahaya çıkarken bir takımı temsil ederler, bu takım için oynar ve kazanmak isterler. Taraftarlar takım için ordadır, herhangi bir yönetici veya futbolcu için maça gelmezler, renkler için, forma için ordadırlar. Fakat günümüzde bu olay öyle bir hal aldı, daha doğrusu aldırıldı ki içten içe üzülmekten başka elinizden hiç bir şey gelmiyor.

Futbolcular sahaya kendileri için çıkar oldu. “Takım 1 gol atıp kazanacağına, ben 3 gol atayım da yenilse de olur” düşüncesi aldı başını gitti. Para için yapılır oldu her şey, bunların hepsine de ‘Profesyonellik’ adı verildi. Formaların arkasına isimler yazıldı çok lazımmış gibi. İsimler formanın önüne geçti.Eskiden gol atılınca formadaki şanlı amblem öpülürken, şimdi arkadaki isimler gösterilmeye başlandı. O formayı giymek için can verecek insanların, forma üzerinden prim yapıldığını gördükçe mideleri bulandı.

Yöneticiler ise, transferde büyük isimleri büyük fiyatlara takıma kazandırarak, daha fazla seyirciyi tribüne çekmeye çalıştı. Ticarethane işlettiğini sanan bu yöneticilerin peşinden gidenler oldu. Daha sonra sürüye katılanlar… Ve bu insanlar doğru olanı yaptıklarını düşünmeye başladı ki artık bu noktadan sonra dönüş çok zordu.

Futbol giderek endüstriyelleşiyor. Bunun sonucunda maddi olarak kendini güçlü tutan ekipler, başarıya bir adım daha yaklaşıyor. Çünkü futbolcular para için her takımda forma giyebiliyorlar. Para için ruhunu satmak derler ya aynen öyle.

Maddi olarak güçlü olmak için sponsorlar bir numaralı etken. Kulüplerin, futbolcuların hatta statların sponsorları var artık. Stat sponsorları demişken doğruluğu kesin olmasa da bir arkadaşımın bahsettiği bir olayı aktarayım. Galatasaray’ın UEFA’yı aldığı sene Carlsberg, Danimarkalı bira markası, Galatasaray’a bir teklifte bulunuyor. Ali Sami Yen’in yerine size bir stat yapalım. Lakin tek bir şartları var. O da stadın adının Carlsberg Arena olması. Tabii ki Galatasaray tarafından kibarca reddediliyor.

Bir de Fenerbahçe’nin böyle bir olayı var teklifte kalan. Birileri (kim olduğunu hatırlamıyorum) Şükrü Saracoğlu Stadının adının Aziz Yıldırım Stadı olarak değiştirilmesini istedi. Yuh! Olmadı haliyle…

Sponsorlara dönelim. İlk olarak göğüs bölgesinde, daha doğrusu karın bölgesinde başladı forma sponsorlukları. Daha sonra kimi takımlar kol bölgesine ve göğüs bölgesine sponsor almaya başladılar. Yavaş yavaş formula 1 pilotlarının giydiği kıyafetlere döndü formalar. Her yanlarında sponsor amblemleri, formaların asaletine gölge düşürdü. Torino çok sevdiğim bir kulüp. Formalarındaki reklamlarsa takımdan soğutacak cinsten.

Her şeyden öte kutsal saydığımız o renklerin üstünün kapatılması ne pahasına olursa olsun, taraftarların karşı olacağı bir durum. Şayet Barcelona gibi yaparsanız bu işi amenna. Sonuçta faydalı bir iş için, gelir gözetmeksizin reklam aldılar ve tüm dünya tarafından alkışlandılar.

Artık kulüplerin amatör branşlarının isimlerinin bile, para uğruna, değiştirildiği şu günlerde formalardaki reklamların pek kimsenin umrunda olduğunu sanmıyotum. “O forma kutsaldır, nasip olmaz herkese!” diye yırtaduralım kendimizi, kutsal gördüğümüz şeyler için bile para konuşuyor. Yazık…

Forma numaraları da 1′den 99′a kadar oldu. Eskiden 9 numara dedin mi santrafor akla gelirdi. Şimdi ise kaleci bile 9 numarayı alabiliyor. Eskiden daha güzel, daha sadeydi…

Yazı kategorisi: Her şeyden bir parça | » yorum bırak;

Homer Simpson

Yazan: flamboyantstriker Temmuz 10, 2008

Yazı kategorisi: Her şeyden bir parça | » yorum bırak;

Federer vs Nadal

Yazan: flamboyantstriker Temmuz 7, 2008

Maç hakkında pek bir şey söyleyecek yeterliliği görmüyorum kendimde. Tamam uzun zamandır izlerim tenis maçlarını fakat çok fazla bir bilgi birikimim yok. Ben bu ikisine seslenmek istiyorum:

“İnsan mısınız?”

Öyle bir maç izledik ki, kendi adıma konuşayım, yağmur aralarında bile televizyonun başından ayrılamadım. Bir saniyesini bile kaçırmak ıstırap verirdi. Bu iki ‘yaratığın’ da futbolun direğinden dönmüşlüğü var. Dün ister istemez “Acaba futbolcu olsalardı, ne olurdu?” diye düşündüm.

Mesela ben Nadal kadar hırslı, mücadele eden bir futbolcunun her maçını izlemek isterdim. En olmayacak yerlerde, acayip işler yapıp ağzımı 5 karış açık bıraktı. Bu nasıl bir oyun tarzı. Süperdi…

Federer ise çok teknik bir AMC’yi andırdı. Süper vuruşlar, muhteşem servisler… Aklıyla oynamasını bildi. Sanırım Nadal backhand’indeki zayıflığı önceki maçlarından anladı ki hep oraya yüklendi.

Maçın sonunda yapılan açılamaların bir kaç istisna dışında futbolla uzaktan yakından alakası yoktu. Bu nasıl bir centilmenlik, bu nasıl bir rakibi övmek. İki efendi adam, iki muhteşem tenisçi… Harika bir maçtı gerçekten. En yakın zamanda karşılaşmalarını yeniden izlemek dileğiyle.

Yazı kategorisi: Her şeyden bir parça | » yorum bırak;

Tottenham haberleri hakkında

Yazan: flamboyantstriker Haziran 1, 2008


Bir iki Tottenham sever arkadaş takım hakkında biraz olsun haber almak için blogu takip ediyorlarmış. Bundan sonra http://tottenhamtillwedie.blogspot.com/ adresini takip edebilirler, ya da etmezler kendileri bilir. :)

Yazı kategorisi: Her şeyden bir parça, Tottenham Hotspur | » yorum bırak;

Issız kuytu köşelerden and olsun ki döneceğim

Yazan: flamboyantstriker Mayıs 26, 2008

Uzun zamandır yazmıyorum kişisel sebeplerim yüzünden. Eğer takip edenler varsa özrü bir borç bilir, en yakın zamanda yazmaya başlayacağımı duyururum.

Yazı kategorisi: Her şeyden bir parça | 1 Yorum »