Flamboyant Striker!

‘Türkiye'den Futbol’ Kategorisi için Arşiv

Fenerbahçe:5 Bursaspor:2

Yazan: flamboyantstriker Ekim 26, 2008

Deivid De Souza

Deivid De Souza

Bir çiçekle bahar gelmez sanırım bu maçı en iyi özetleyecek söz olur. Fenerbahçe yine tutuk başladı. Baktı ki aynı tas aynı hamam, nihayet önde basma pratiği yapmaya başladı ve sonuç geldi.

Volkan Demirel: Yan toplara daha bir özgüvenle çıktı. Topu oyuna daha hızlı sokmayı öğrenmesi gerekiyor. Elinde erittiği her saniye kontra atak şansımızı o derece azaltıyor.

Gökhan Gönül: Sağ kanatta tek başına oynamasına rağmen kanadını çok iyi savundu. Basit top kayıpları yapmasa hatasız bir maç çıkaracaktı. Hücumda da sağ taraftaki tek etkili isimdi.

Edu Dracena&Diego Lugano: Rakip santraforlara yakın oynadıklarında daha etkili olduklarını herkes gördü. Umarım kendileri de, Luis Aragones de görmüştür. İkisi de kafayla golünü attı. Lugano’nun gol sevincindeki hırsı “bugün bir şeyler olacak” diye düşünmemize vesile oldu.

Roberto Carlos: Eleştirmenin haddime olmadığı için hakkında bir iki kelam karalamamıştım. Bu maçta Roberto Carlos gibi oynadı diyim siz anlayın. Tecrübesine ihtiyacımız var.

Semih Şentürk: Pek göze batmadı fakat kesinlikle olumlu bir futbol oynadı. Hep genç kalsın, hep bizimle kalsın…

Selçuk Şahin: Hayatının performansını sergiledi. Ondan istenen her şeyi harfiyen yerine getirdi. Gördüğü kırmızı kartın haksız olduğu ortada, söylemeye gerek yok.

Josico: İyiydi vesselam. Bir çiçekle bahar olmaz diye kendisine de belirtelim.

Uğur Boral: Toptan hızlı koşmaya çalışmamalı. Topu sürerken önünde tutsa daha iyi olabilir. Düşük formunu yavaş yavaş düzeltmeye başladı ama hala yeterli değil.

Alex de Souza: 1 gol 2 asist. İstatistiklere oynadı yine. Hücumumuzu yöneten adam.

Güiza: Fenerbahçelilerin en çok gol atmasını istediği 2. isimdi dün akşam. Çok çabaladı. İyiydi ama atamadı. Canı sağolsun. Bir sonraki maçta alacağımız olsun.

Deivid de Souza: Çok özledik adam seni. Top gole giderken gözlerimiz dolmuştu. Çok üzüldük çünkü sana. Kendi ayağımız kırılmış gibi canımız yandı. Top ağlara gitti sonra. Saklıyorduk gözlerimizin dolduğunu, baktık sen ağlıyorsun. Biz de çıkaracaktık göz yaşlarını sakladığımız yerden, serde erkeklik var ağlayamadık… Tekrar hoşgeldin yürekli ve eğlenceli adam. Tam sana ihtiyacımız olduğu anda çıktın geldin.

Yazı kategorisi: Türkiye'den Futbol | » yorum bırak;

Galatasaray 1 – 0 Olympiakos

Yazan: flamboyantstriker Ekim 23, 2008


Gol: Harry Kewell, dk:25

Skorun aslında daha da farklı olması gerekirdi, fakat son dakikada o ilginç golü yemediğimize şükretmek gerek. Hepsini geçtim; bu akşam sahada özlediğimiz futbol, tribünlerde ise inanılmaz bir atmosfer vardı.

Yazı kategorisi: Türkiye'den Futbol, UEFA | » yorum bırak;

Galatasaray – Olympiakos #1

Yazan: flamboyantstriker Ekim 23, 2008

Galatasaray’ ın hücumda bir sıkıntı yaşayacağını sanmıyorum ama defansif problemler yine su yüzüne çıkacak bu maçta. Steau Bükreş maçında olduğu gibi meira yine ön liberoda oynayacak büyük ihtimalle. Trabzon maçında oynayan kadro ilk 11′ de başlayacak. o maç her ne kadar 3-0 bitmiş bile olsa, Trabzonspor oldukça beceriksizdi. skor çok daha değişik olabilirdi. Ama olympiakos kesinlikle trabzonspor’ dan daha kaliteli ve yakaladıkları şansları değerlendireceklerdir.
Maçtaki kilit oyuncular Kewell ve Arda olacaktır. Bu ikisi bir şeyler yaptı mı Galatasaray kazanmaya daha yakın taraf olur. Tabi maç içinde sağ ve sol kanadı paylaşımları çok önemli. Olympiakos cephesindeki önemli oyuncuların eksikliğini de galatasaray değerlendirebilmeli.
Orta sahada oynayacak Ayhan ve Meira’ ya gelecek olursak; oyuna çok fazla olumlu katkı yapmalarını beklememek lazım.
Herşey yolunda gider ve bu maç kazanılırsa ileriki maçlar için de büyük moral olur. Hadi hayırlısı…

Yazı kategorisi: Türkiye'den Futbol, UEFA | » yorum bırak;

Sivasspor:2 – Fenerbahçe:1

Yazan: flamboyantstriker Eylül 28, 2008

Bu maç için ekstra bir şey söylemeyeceğim. Zaten takımın şu durumu hakkında ne düşündüğümü belirtmiştim. Ben dahil tüm Fenerbahçe taraftarına çok büyük sabır diliyorum.

Yazı kategorisi: Türkiye'den Futbol | 1 Yorum »

Volkan Babacan

Yazan: flamboyantstriker Eylül 15, 2008

Volkan’ın Hacettepe maçında atılmasından sonra, Gençlerbirliği maçında kalemizi koruyacak diğer Volkan. Maçın Kadıköy’de olması hem onun için hem de bizim için büyük avantaj.

Volkan Babacan’ı bir kez 90 dakika boyunca izledim. Kocaelispor – İstanbulspor maçıydı. Pek kora kor bir maç olmadığı için tam yeteneklerini göremedik. Fakat izlediğim kadarıyla yan toplara hakim bir kaleci. Kocaeli maçında hepsini bir bir topladı. Fiziği de iyi.

Umarım maçta hata yapmaz. Yapabilir doğaldır, onu yargılayacağımdan değil fakat QTM onu yerden yere vurabilir. İyi oynasa da kötü oynasa da Fenerbahçe kalesinin geleceğidir. Sahip çıkılmalıdır.

Yazı kategorisi: Türkiye'den Futbol | » yorum bırak;

Fenerbahçe – Hacettepe

Yazan: flamboyantstriker Eylül 13, 2008

Normalde maç bittikten sonra sinirimin geçmesini beklerim, geçmezse o konuda ne konuşurum ne yazarım. Eğer blogu takip edenlerdenseniz dikkatinizi çekmiştir. Bu maça kadar sustum. Sabır dedim. Olur dedim, futbol hatalar oyunu dedim ama yeter! Vallahi yeter billahi yeter!

Bir kere bu takım ve oyuncuları ne sahaya dağılmayı biliyor, ne nereye koşacağını. Top sahanın neresine gelse rakip bizden en az bir kişi fazla. Bu nasıl oluyor? Top rakipteyken sahaya nasıl dağılacağını bilmiyor oyuncular. Belki de biliyorlar da işlerine gelmiyor. Ekmeğini bu işten kazanan, bu derece önemli bir takımda oynayan oyuncuların yerleşme hatası yapmasının imkanı yok! Olmamalı…

Geçen seneden beri söylediğim bir şey var. Az da olsa alan daraltabilen takımlara karşı top oynayamıyoruz. ayağı top yapan tek isim Alex! Bir de bu sene şans bulmaya başlayan, ne zaman ne yapabileceği ve yapacağı belli olmayan Kazım Kazım. Topu kullanamıyorsanız topun sizde olmasının hiç bir mantığı yok! Alex ve Kazım dışındaki orta sahayı sayıyorum. Maldonado, Uğur Boral, Burak Yılmaz, Selçuk Şahin, Ali Bilgin… Söyler misiniz bana hangisi topla oynayabiliyor? Bu listede saymadığım isimler var, evet. Mesela Emre… Emre’nin arka arkaya 2 maç oynaması ihtimal dışı gibi görünüyor. Josico hakkında yorum yapmak için çok erken. Tümer bu sakatlıktan tamamen kurtulabilecek gibi gözükmüyor.

Biraz bu hafta oynayan futbolcuları ele alalım. Geriden başlayalım, en geriden. Kalecimiz Volkan’dan. Bu adam bir türlü uslanmadı. Takımını eksik bırakmaktan usanmadı. Yetenekli kaleci ama bazen öyle hatalar yapıyor ki bu Volkan olamaz diyorsunuz. Her dilde küfür etmeyi bildiği gibi şimdi de çenesini tutamama hastalığı başladı. Penaltı kaçtı zaten ya sus! Eğer illa bir tepki vermek istiyorsan, hakemin üstüne gitmeden olduğun yerde yukarıyı göster, herkes ne demek istediğini anlayacaktır zaten. Bir sonraki maçta kalecimiz Volkan Babacan. Sakın abi Volkan’ın bu özelliklerini alma. Büyük Volkan’ın bir diğer özelliği de, abuk subuk toplara şekilli planjonlar yaptığı halde, atlasa tutabileceği topları izliyor. Bildiğin izliyor ya!

Sağ bekimiz, Gökhan Gönül. Onu tartışmak saçma olur. Gerçekten çok iyi bir futbolcu. Bu aralardaki yoğun maç temposu ve o kanatta milli takımda da, Fenerbahçe’de de ona yardım eden oyuncu bulunmadığı için yorgun düştü. Milli takımın ve Fenerbahçe’nin gelecekteki sağ tarafı bu adama emanet olacak. İnşallah hep üstüne koyarak ilerler.

Can Arat. Ben Can’ı çok severim, bunu tüm samimiyetimle söylüyorum. Fakat Fenerbahçe’de oynayacak tecrübesinin hala olmadığını düşünüyorum. Bu akşam da yanıltmadı beni maalesef. Öncelikle toplara nasıl gireceğini bilmiyor. Hatırlar mısınız bilmem, geçen sene bir maçta rakibinin yükselip kafayla vurduğu bir topu ayakla uzaklaştırmaya çalışmıştı. İşte tam da bahsettiğim bu. Rakibi karşısına aldığında, topa nasıl hamle yapması gerektiğini bilmiyor. Fiziği bir defans oyuncusu için oldukça müsait. Örneğin hava toplarında etkili, ama nasıl etkili? Top geliyor, Can takipe vurdurmuyor lakin kendi vurduğu top rakibe gidiyor. Böyle olduğu zaman hiç bir anlamı yok. Topu bildiğin süsüyor adam. Havaya doğru! Bugün Can ile ilgili olumlu bir şey söylemek için elimden geldiği kadar uğraştım. Fakat sanırım tek söyleyebileceğim, topu oyuna iyi sokabildiği… Kendi kalesine gol atması, her ne kadar hatalı olsa da, bunları yazmam için sebep değil. İlk golde yaptığı hata ise affedilemez. Kendini geliştirmesi lazım.

Edit: Topa hatalı çıktığı maçları hatırlayamamıştım. Sağolsun Muhder yardımcı oldu.
bkz. 2006-2007 Fenerbahçe-sivasspor maçı servet’in attığı kafa golüne ayakla çıkılması.
bkz. 2007-2008 Fenerbahçe-gaziantep maçı de nigris’in golüne ayakla çıkılması.
bkz. 2008-2009 hacettepe-Fenerbahçe maçı topa baldırlı çıkış

Yasin Çakmak. Rize’deyken bir kaç maçta izlemiştim. Haliyle izlediğim maçlar 3 büyüklerle oynadıkları maçlardı. Böyle maçlarda Çaykur Rizespor tarzı takımları bilirsiniz. Stoperler rakip santraforu kucağına alır, ona top oynatmamak için elinden geleni yapar. Takım olarak da futbolu öldürdükleri için bir süre sonra rakip doldur boşalta döner. O zaman ekmeklerine yağ sürülür. Hava toplarını bir bir toplarlar. İşte böyle bir takımda iyi oynuyordu, hakkını teslim edelim. Gel gelelim Fenerbahçe hiç bir zaman öyle bir takım olmadı. Olamaz da, çünkü orta sahası her zaman hücumu düşünen oyuncularla dolu. Dolayısıyla orta saha önde olduğu için defansın da ona yaklaşması gerekiyor ve Yasin gibi defanslar arkasına bir top gelirse, takip etmekten başka bir şey yapamıyor. Bunun örneklerini geçtiğimiz senelerde de görmüştük. Can ile olan uyumsuzluğuna değinmek istemiyorum. Kaç kere bir arada oynadılar da uyumlu olsunlar. Fenerbahçe’nin alışık olmadığım bir düşüncesi vardı bugün, ofsayt taktiği. Onu uygulamada bir kaç kez hata yapsa da görmezden gelinebilir. Şimdilik… Çünkü daha ciddi sorunlar var.

Roberto Carlos. Pas diyorum. Onun futbolculuğuna dil uzatmak haddime değil.

Haftalardır konuşmak istediğim adama geliyor sıra. Uğur Boral! Bir futbolcunun sakatlık yaşamadığı halde bir kaç ayda bu kadar değişim göstermesini aklım almıyor. Uğur afedersiniz ama 3 haftadır rezalet bir futbol oynuyor. Ne defansta, ne hücumda hiç bir etkinliği yok. Ayağına aldığı topları basit paslar dışında eziyor. Bugün bir asist yapmış olabilir, tebrikler ama genele bakarsak durum böyle. Maçı izlediğim ortam gürültülü olduğu için tam duyamadım. Sanırım Uğur çıkarken ıslıklandı. Onun da buna tepkisi küfür etmek oldu. Bir kere şu ıslık olayından vazgeçilmesi lazım. Her ne kadar sinirlenilirse sinirlenilsin, ıslık olmamalı. Tepki olacaktır. Tepki olmalıdır! Hep destek tam destek sloganı tepki vermeme anlamı taşımaz, taşıyamaz. Sadece bunun yerini, zamanını ve şeklini iyi ayarlamak gerekir. Her neyse Uğur’a dönelim. Bugün gereksiz yere zorlamaları da vardı sahada. Örneğin bir pozisyonda solda top isteyen bir arkadaşına pas vermeyip, gol atmasının çok zor olduğu bir yerden şut attı. Belki pas verse pozisyon golle sonuçlanabilirdi. Geçen sene de vardı bu inadı. Özellikle şampiyonlar liginde. Ama o zamanlar yapabiliyodu. Daniel Alves’e yaptıkları daha dün gibi. Böyle oynarsa bu takımda yeri yok, ama kendine gelecektir. En azından öyle umuyorum.

Maldonado. Geçen seneye göre bir gelişme olduğu ortada. Olabildiğince dikine oynamaya çalışıyor. Hücumda biraz daha etkili olma çabasında. En azından bu sene orta sahayı tereddütsüz geçiyor. Defansif olarak da bu sene iki stoperin arasında oynamaktan vazgeçmiş. Biraz daha önde oynuyor. Fakat şahsen benim istediğim tarzda bir önlibero değil. Hızlı değil mesela. Ortalama bir oyuncu yanından geçip gidebiliyor. Yavaş bir oyuncunun yavaşlığını kapatması için fizik gücünün iyi olması lazım. Gel gelelim o da yok. Omuz omuza mücadeleye girip de kazandığını görmedim. Göreniniz varsa haber etsin, özür dileyeyim. Bir dakika… Bu saydığım özellikler… Sanki biri vardı böyle. Neydi ya adı, böyle esmer bir çocuktu. Heh buldum; Appiah!

Josico. İlk izlenimlerim ne olumlu, ne olumsuz. Sanırım bu maçta biraz daha önde kullanılabilirdi. Ön libero değil de orta sahanın ortası gibi. Ya da Maldonado ile anlaşıp, veya anlaştırılıp(!) biraz daha önde oynatılabilirdi. Zamana ihtiyacı var. Henüz takıma katılalı 2 hafta oldu. Sakatlığı yüzünden sezona iyi hazırlanamadı. Bu takımla hazırlık maçına dahi çıkmadı. Bu sebepler yüzünden kredisi var. Bekleyip göreceğiz, her zamanki gibi…

Kazım Kazım. Müthiş yetenekli. Bire birde kolay adam eksiltebilen, iyi orta yapabilen bir adam. Fakat her maç bu yeteneklerini göstermiyor bize. Saklıyor. Her maç gösterebilirse tadından yenmez. Biraz rahat hareketleri var evet. Eğer ki antremanda yapması gerekenleri yapıyor, maçta hocasının söylediklerini uyguluyor, en azından uygulamaya çalışıyorsa istediği kadar rahat olsun. Fenerbahçe’nin top taşıyabilen, iyi bölgelere koşu yapabilen nadir(!) oyuncularından biri. Üstüne koyarak devam etmesi ve Gökhan’ın yükünü hafifletmek için çaba göstermesi dileğiyle.

Alex de Souza. Ne diyebilirim ki. İsteyen koşmuyor desin, isteyen basmıyor desin… Müthiş bir adam. İnanılmaz bir istatistiğin sahibi. Dalga geçiyor rakamlarla. Bugün çok istekliydi. Attı, attırmak için elinden geleni yaptı. Koştu, geiye geldi top aldı. Top taşıdı, mükemmel paslar attı. Sahada futbol oynandığını hatırlattı bize. Hep böyle kal krAlex!

Güiza. Fenerbahçe’ye gelen her forvetin kaderi yalnız kalmak. O da yalnız. Yardıma gelen kimsecikler yok. Sahaya dağılmayı da bilmediğimizden, istediklerini yapamıyor. Geçtiğimiz maçlarda ve bu maçta pozisyonlar kaçırdı. Forvet bu, kaçıracak tabi. Ama bir de şu yönden bakmak lazım; Forvet bu atacak tabi! Yine sabrediyoruz. Hep sabrediyoruz. Ölçüyoruz biçiyoruz. Bir kefeye Kezman’ı bir kefeye Güiza’yı koymaya başladık. Sonumuz hayır olsun diyoruz, yine sabrediyoruz… La Liga gol kralını sahada görmek istiyoruz. Ha bu arada staj yaptığım sırada değinemediğim bir haber vardı kendisiyle ilgili. Sigara içmiş de bira içmiş de vs. Helali hoş olsun. Bir arada rakıyı tatsın, yanına balık istesin. Boğaz manzarasını da eksik etmesin. Bak bakalım ayrılabiliyor mu burdan.

Önder Turacı ile Burak Yılmaz hakkında çok detaya girmeyeceğim. Önder sağ bek değil, bunun anlaşılması lazım. Stoperde hatırladığımız kadarıyla iyiydi. Yavaş yavaş unutmaya başladık. Kendisini orda izlemeyeli baya oldu. Burak Beşiktaş’ta da böyleydi. Çok şey yapmak istiyor ama fiziği ve tekniği izin vermiyor. O da sağ açık değil. Forvette nasıldır hiç izlemedim. Malum Beşiktaş’ta da sağa yakın oynuyordu. Manisa’ya bir sempatim olmadığı için maçlarını takip etmedim. Tembellik evet.

Aziz Yıldırım hakkında da bir kaç şey söylemeli ama onu sonraya bırakıyorum. Bu post biraz fazla uzadı. Şimdilik bu kadar ama gerisi gelecek.

Yazı kategorisi: Türkiye'den Futbol | 3 Yorum »

Fenerbahçe – Gaziantepspor

Yazan: flamboyantstriker Ağustos 23, 2008

Süper lig nihayet başlıyor. Fenerbahçe açılışı Antep’te yapacak. Bu maç serilerden birinin mutlaka bozulacağı bir karşılaşma olacak. Bildiğiniz gibi Sarı Kanaryalar son 4 sezondur açılış maçlarını kazanamıyor. Fakat bir de şu var ki, son 7 sezonda Gaziantepspor’u her maçta yenmişiz. İnşallah şeytanın bacağını kırar, lige galibiyetle başlarız.

Bu maçta takımların ortak rakibi sıcaklar olacak. 39 dereceyi bulan sıcaklar maç her ne kadar 21.45′de yapılacak olsa da futbolcuları bunaltacaktır. Oyunun zaman zaman durdurulup, futbolcuların su içme ihtiyaçlarının giderilmesi için izin verilmesi doğru bir hareket olacaktır. Geçtiğimiz sezon bunun örneklerini görmüştük.

Fenerbahçe kafilesi; Volkan Demirel, Volkan Babacan, Gökhan, Lugano, Önder, Edu, Yasin, R.Carlos, Maldonado, Emre, Kazım, Burak, Uğur, Gürhan, İlhan, Alex, Semih ve Güiza’dan oluşturulmuş. Fark edeceğiniz üzere Selçuk yok. Yerine oynaması muhtemel isimler Maldonado ve Emre. Emre’nin ufak bir sakatlığı vardı sanırım. En büyük aday Maldonado gibi gözüküyor. Geçen sene alışma dönemiydi vs. gibi şeyler söylemişti. Bakalım bu sene alışabildi mi Şilili. Şunu anlaması lazım. Orta sahayı geçmeden, iki stoperin arasına girerek ön libero olunmaz.

Aziz Yıldırım’ın Gaziantep’e gönderdiği oyuncuları geri çağırması ve Kemal’i Kocaelispor’a vermesi, Antep’li futbolcuları hırslandırmıştır diye tahmin ediyorum. Bu maçı izleme fırsatı bulabilirsem Andre Roberto Da Silva (BETO)’yı daha bir dikkatle izleyeceğim. Sezon başında bir hayli iddialı konuşuyordu. Umarım bu iddiasını bir sonraki haftaya saklar.

Güiza’nın golle başlaması, onun bundan sonraki performansını fazlasıyla etkileyecektir. O yüzden bu maçta gol atsın, yapsın gol sevincini. Alex oynadığı mevkide daha fazla alan bulabiliyor. Yaratıcı gücünü daha fazla sergileyebiliyor fakat, orta sahanın bütün yükü ön liberoya biniyor. Bu maçın da farklı olacağını düşünmüyorum. Semih en çok güvendiğim isimlerden biri. Gerçekten göz kamaştırıyor.

Hayırlısıyla gidip, yenip, gelelim…

Yazı kategorisi: Türkiye'den Futbol | » yorum bırak;

Let The Game Begin!

Yazan: flamboyantstriker Ağustos 19, 2008

Nihayet liglerin bir kısmı başladı. Geri kalanı da başlamak üzere. Klasik tabirleri bol bol duyacağız spikerlerimizden;

-Sezonun ilk maçı
-Sezonun ilk golü
-Sezonun ilk taçı
-Sezonun ilk …

Şimdiden uyarım onlara, vazgeçin! Biz salak değiliz. Her neyse staj dolayısıyla olimpiyatlardan ve liglerden uzak kalıyorum. Maç özetlerini bile izlemiyorum. Tottenham’ımız Hotspur’umuz İngiltere’de, sebepsiz olsa da, en nefret ettiğim takımlardan olan Middlesbrough karşısında pek bir etkinlik gösterememiş. Berbatov yedek soyunmuş. (Bu kadar iğrenç tabirler sayılıdır, kıymetini bilelim.) Berbatov’un satılması durumunda, ne yapacağı belli olmayan Darren Bent ile nereye kadar gidilebilir, bilinmez. Daha geçen senelerde forvet bolluğundan şikayet ediyorduk. Yok mu kardeşim bunun bir ortası?

Yazı kategorisi: Türkiye'den Futbol, İngiltere'den futbol | » yorum bırak;

Yolun açık olsun

Yazan: flamboyantstriker Ağustos 19, 2008

Bir futbolcu daha geçti ülkemizden. Olmadı yapamadı. Zaman zaman başta ben olmak üzere Fenerbahçeliler tarafından çok eleştirildi. Bu kadar faydasız olup da bu kadar sevilen bir oyuncu ben hatırlamıyorum. Hala da seviyoruz Kezman’ı. İnşallah PSG’de kendini bulursun da seni izlemeye doyamayız. Yolun açık olsun Batman!

Yazı kategorisi: Transfer Haberleri, Türkiye'den Futbol | 1 Yorum »

Biz küçükken…

Yazan: flamboyantstriker Ağustos 17, 2008

“Migros Tribünü’ne çocuklar, bayanlar giremiyor.” dedi arkadaşımın biri. Geçen sezon tansiyonu en yüksek maçlardan birinde (Fenerbahçe – Galatasaray Türkiye kupası maçı) Migros tribünündeydim. Setin hemen önünde. Yanımda statta tanıştığım, bana sorular soran bir çocuk vardı. Bu tribündekiler kim dedi ilk olarak. Genç Fenerbahçeliler onlar dedim. Peki onlar bunlar şunlar derken, KFY, 1907 Unifeb, Ck vs. hepsini tek tek saydırdı bana. Kimle geldin dediğimde kardeşim, ben, babam dedi… Sanırım bu bir şeyleri açıklamıştır.

Bizim küçüklüğümüzde, tribünümüzün en ateşli olduğu zamanlarından birinde, maça gittiğimizde abilerimizin maskotu olurduk. Maçtan önce tezahüratları öğretmek için tanıdığım, tanımadığım insanlar seferber olurlardı. Rakip takımlar alehinde tezahürat yaptırıp eğlenirlerdi. Bizim de hoşumuza giderdi tabi. Tecrübeli oldukları için uyarılarını yaparlar, rahat bir maç seyrettirmeye çalışırlardı.

Babam astsubay olduğu için sürekli gemiyle seyre çıkardı. Dolayısıyla pek maça gitme şansımız olmazdı. Tek başıma da gidemeyeceğime göre… Babamla izlediğim maçlardan birinde, boyum kısa olduğu için sahayı göremiyordum. Arada derede tezahürat yapmakla yetiniyordum. Babamın belinden rahatsızlığı olduğu için beni kaldıramıyor, kaldırsa da çok fazla havada tutamıyordu. Arada bir kaldırdığında bütün futbolcularımızı görmek için hemen sahayı kolaçan ediyordum. Her neyse, daha sonra yanımdaki abi, sahayı görebiliyor musun dedi. Ben de hayır ama olsun dedim. Gel bakalım dedi, babama döndüm, başını salladı. Abi beni kaptığı gibi omuzlarına almıştı. Hayatımda o kadar heyecanla tezahürat yaptığımı hatırlamıyorum. 10-15 dakika arası bir zaman da olsa müthişti. Stadı ışıklarının zemine inişi bile büyüleyiciydi. Bizim tribünlerimiz buydu eskiden. Stada çocukların girebilmesi olayı yeni değildir. Bize tribünleri bu derece sevdirenler o abilerdir.

Bayan konusuna gelince, öncelikle şöyle de bir durum var: Her tribüne kız arkadaşınla girdin de, bir tek Migros mu kaldı? İlla ki giremiyorum diyorsan, 52000 kişilik statta kendine yer bulamıyorsan, ben bir şey demiyorum. Tabii ki bayan arkadaşlarımızın stada gelmek, maç izlemek en doğal hakkı. Eğer migros konusunda çekinceleriniz varsa başka tribünleri düşünmeyi öneriyorum sadece…

Yazı kategorisi: Türkiye'den Futbol | » yorum bırak;